İnanna ve Yedi Katman
“Rüyalarımda gördüğüm sembolleri çözümleyerek içerikler üretiyorum.
Her rüya, bilinçaltımdan gelen yaratıcı bir mesaj; her sembol, yeni bir hikâyenin kapısını aralıyor.”
İnanna, Sümer mitolojisinin en parlak tanrıçalarından biriydi. Gökyüzünün, aşkın, bereketin ve savaşın hanımıydı. Fakat bir gün, hayatın sadece zafer ve ışıkla sınırlı olmadığını anladı. Kendi karanlığını görmek, eksik kalan yanlarını tamamlamak istedi. Böylece yeraltı dünyasına, karanlıklar kraliçesi kız kardeşi Ereshkigal’in hüküm sürdüğü Diyara inmeye karar verdi.
İnanna, bu iniş için yedi kapıdan geçmek zorundaydı. Her kapıda, kendi kudretinin bir simgesini bırakması istendi. Önce taçını, sonra gerdanlığını, asasını, bileziklerini, zırhını ve en sonunda giysisini çıkarıp teslim etti. Sonunda, hiçbir koruma olmadan, çıplak ve savunmasız bir ruh olarak yeraltının merkezine ulaştı.
Orada, yeraltı güçleri tarafından ölüme mahkûm edildi. Üç gün ve üç gece boyunca yeraltının karanlığında asılı kaldı. Bu sırada dünya üzerinde hiçbir şey doğmadı, büyümedi, hareket etmedi. Hayat durmuştu.
Ancak İnanna’nın yokluğu yeryüzünde bir çöküşe yol açınca, dostlarının girişimiyle kurtarıldı. Dirildiğinde, artık yalnızca gökyüzünün değil, ölümün ve dönüşümün de bilgisini taşıyordu. Yeraltından çıktığında, önceden olduğu gibi parlak bir tanrıça değildi artık; karanlığı tanımış, ölümle yüzleşmiş, ruhunun derinliğini kabullenmiş bir bilgeye dönüşmüştü.
İnanna’nın yeraltı yolculuğu, her insanın hayatında yaşadığı krizleri, inişleri, kayıpları ve yeniden doğuşları simgeler. Her iniş bir kayboluş değil, özüne doğru bir bulunuştur.
Astrolog Sinem Algan
