Toprağın Uyanışı ve Ruhun Yolculuğu

İnsanlar olarak doğadan koptukça, yalnızca onun güzelliğinden değil, aynı zamanda elementlerin içindeki öz dengeden de uzaklaşırız. İnsan, kendine ait sandığı düzenin içinde, konfor adı verilen bir yanılsamaya alıştı. Oysa bu düzen, önce kolaylık vaadiyle insanı çevreledi, sonra da o kolaylık içinde konforsuzluğu öğretti. Ama doğanın yasası, hiçbir zaman bu karmaşaya boyun eğmez. Doğa, yalnızca anda var olur ve biz de onunla uyumlandıkça bu hakikati kavrarız.
Ekinoksların bize fısıldadığı sır budur. İlkbahar ekinoksuna yaklaşırken, doğa derin uykusundan uyanır, bir döngüyü tamamlayıp yenisini başlatır. Tıpkı insanın ruhsal yolculuğu gibi… Bahar, sadece toprağın değil, aynı zamanda ruhlarımızın da canlanışıdır. Ancak bu uyanış, doğanın içinde gerçekten yoğrulmadan, onun her evresini hissetmeden kavranamaz. Sadece birkaç gün doğaya kaçmak, bir hafta köyde kalmak, doğayı anlamak için yeterli değildir. Onun döngüsüne karışmak, yazın sıcağına, kışın ayazına, sonbaharın ölümü hatırlatan sessizliğine ve ilkbaharın yeniden doğuşuna tanıklık etmek gerekir.
Doğa, zamanı çizgisel değil, döngüsel yaşar. İnsan ise kendini zamandan kopardığında, bu döngünün anlamını unutur. Oysa baharın müjdesi her zaman aynıdır.
Kışın ardından gelen son soğuk, ilk çiçeklerin habercisidir. O kar, korkulacak bir şey değildir; toprağı besleyen, tohumu koruyan, yeni yaşamın yolunu açan bir örtüdür. Ama insan doğadan koptukça, doğanın gücünden de korkmaya başlar. Karın gelişiyle panikleyen, rüzgarın sesinde kaybolan, fırtınada dengesini yitiren insan, aslında kendi içindeki doğal düzeni kaybettiğinin farkına varmaz.
Ellerinizi toprağa koyduğunuzda, astrolojik tüm semboller orada sizinledir. Her gezegenin, her burcun, her döngünün karşılığı doğada vardır. Doğayla uyumlandığınızda, zamanın ruhunu da avuçlarınızda hissedersiniz. Çünkü ekinoks, sadece mevsimlerin değil, iç dünyamızın da aynasıdır. Ve doğa her baharda bize aynı sırrı hatırlatır ; “Her şey yeniden başlayabilir.”
Astrolog Sinem Algan
